23 Nisan Mikrofonlarından Master of Ceremony’e Uzanan Bir Yol

Uzun kurumsal kariyerinden sonra Master of Ceremony (MC) mesleğinde karar kılan Özlem Onay Ardıyok ile kariyeri ve MC’lik hakkında bir sohbet gerçekleştirdik.

Kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?
Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme mezunuyum. Üniversitede Pazarlama ağırlıklı okumuştum. Sonrasında da kariyerim 18 sene Marka Yönetimi ve Pazarlama İletişimi etrafında şekillendi. Abbott Laboratuarları´nda ürün yönetimi departmanında başlayıp, Sony´de pazarlama iletişimine odaklanıp, sonrasında sırasıyla Anne Klein New York, Ivy Oxford ve Dunlop Green Flash Shoes markalarının Türkiye temsilcisi; Promark A.Ş. ve Reebok´ta İletişim Yöneticiliği yaptım. Son 8 senedir adidas´ta Türkiye´nin yanı sıra Romanya ve Bulgaristan´ı da kapsayan Marka Yönetimi ve Pazarlama İletişimi Müdürü pozisyonlarında çalıştım. Bu sene Nisan ayında freelance sunuculuk ve moderatörlük yapmak için kurumsal hayatı bıraktım.

Zor bir karar olmalı. Nasıl bir anda kurumsal hayatı bırakmaya cesaret ettiniz? Motivasyonunuz neydi?
Öncelikle 3 ve 6 yaşındaki iki çocuğumla mesai kavramı çakışmaya başlamıştı. Hem kendime hem de aileme daha fazla vakit ayırmak istiyordum çünkü part time işlerimi de sayarsak 20 senedir çok yoğun bir tempoda aralıksız çalışıyordum. Pazarlama iletişiminin ana sorumluluklarından biri olan etkinliklerin yoğun temposu, seyahatler, mesai saatlerinin dışında da sürekli takipte olma durumu ailemi ihmal etme noktasına gelince artık farklı bir hayat tarzına geçmem gerektiğini anladım.

Peki sunucu/moderatör/MC olmak nereden aklınıza geldi?
Şarkıcıların klişe bir söylemi vardır, 2-3 yaşlarımda elimde saç fırçasıyla ayna karşısında şarkı söylüyordum diye… Ben şarkı söylemiyordum ama ilginç ses rengim nedeni ve sanırım daha o yaşlardaki ciddi duruşum sebebiyle daha ilkokulda başlayan resmi törenleri sunma, şiirler okuma durumu ortaokul ve lisede devam etti. Kendimi bildim bileli 19 Mayıs, 29 Ekim, 23 Nisan´larda mikrofon başındaydım. Sonra iş hayatımda iş tanımımın doğal parçası oldu; kimi zaman bütçe sebebiyle kimi zaman konuya ve sahneye hâkimiyetim sebebiyle, kendimi, organize ettiğim etkinlikleri bir de sunuyor buldum… Kurumsal hayattan ayrılmak demek benim için uzun mesai saatlerinden ayrılmak demekti aslında.

Zamanımı kendim yönetebileceğim ne iş yapsam diye düşünürken, açıkçası daha ayrılmadan sunucu olmaya karar vermiştim.

Sunuculuğu ana meslek haline getirmek için ekstra bir şey yaptınız mı?
Okul hayatı ve iş hayatımdaki deneyimlerimin üzerine, her ne kadar rahatlıkla bu işi yapabiliyor olsam da, konuyla ilgili alabileceğim bir eğitim varsa almak, kendimi daha da geliştirmek istedim. Dialog Anlatım ve İletişim´de Spikerlik ve Sunuculuk eğitimi aldım. Milli Eğitim Bakanlığı´nın sınavını da geçtim, artık sertifikalı bir spiker ve sunucuyum. Speaker Agency´nin portföyüne girdim. Ajandamı onlar yönetiyorlar. Ayrıca kendi websitemi kurdum, www.ozlemardiyok.com´a tüm bilgileri, referanslarımı ve fotoğraflarımı ekledim. Son bir kaç ayda çok iyi markalarla çok iyi organizasyonlarda çalışma şansım da oldu.

Peki, sizin diğer sunuculardan farkınız ne?
Benim en önemli farkım, yaklaşık 20 senedir 10 kişilik dernek toplantılarından 10.000 kişilik partilere kadar çok farklı etkinlikleri düzenlemek, pek çoğunda ya konumla ilgili sunum gerçekleştirmek ya da sunuculuğunu üstlenmekten gelen ciddi deneyimimdir. Bunların yanı sıra pozisyonum gereği çalıştığım kurumları temsilen çeşitli panel, konferans, üniversite ve eğitim programlarında konuşmacı olarak yer aldım. Bu deneyimler bana sahne yönetimi, sahnede duruş, kürsü adabı konularına oldukça hakimiyet sağladı. Hep müşteri tarafında olduğum için, müşterinin beklentisini çok iyi anlarım. Konuşma metinlerimi kendim yazar, sahnedeki akışı kendim yönetirim. Eğitimim özellikle diksiyonumu güçlendirdi. Anadolu Lisesi üzerine İngilizce üniversite eğitimimim ve tamamı çok uluslu markalarda geçen profesyonel hayatım sayesinde kazandığım akıcı İngilizcem çok büyük avantaj.

Master of Ceremony (MC) mesleği hakkında bilgi verir misiniz? MC mesleğinin etkinlik sektörü ile ilişkisini anlatır mısınız?
Master of Ceremony mesleği etkinliğin sahne yönetimi ve sunumunun gerçekleştirilmesidir ki özellikle kurumsal etkinlikleri profesyonelleştiren, kalitesini yükselten, farklılaştıran ve akılda kalıcılığını sağlayan çok kritik bir meslektir. Adrenalini yüksektir. Yeri geldiğinde doğaçlama gerektirdiği için ciddi bilgi birikimi, kriz yönetimi becerisi, soğukkanlılık, empati kurabilme yeteneği, pratik zeka, yüksek konsantrasyon, çok iyi diksiyon, görgünün yanı sıra kürsü adabı dediğimiz sahnedeki duruş, bakış, sahneye hakimiyet ve de sahne ışığı, aurası bu meslek için şarttır. Etkinlik sektöründe yer alan ana mesleklerden biridir.

Tecrübeleriniz ışığında Türkiye´deki etkinlik sektörünün gelişimini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye´de etkinlik sektörü, marka gözünden bakıldığında, servis açısından bence gayet üst seviyede. Dünyadaki trendleri yakından takip eden, çalışmaktan yılmayan, %100 müşteri memnuniyeti için çalışan, çok hırslı ajanslar görüyorum sektörde. Potansiyel de yüksek, rekabet de. Bu da sektörü her zaman çok dinamik kılıyor. İçerden bakıldığındaysa mesleki standartların henüz tam anlamıyla oturmadığını, insan yatırımının gelişime açık olduğunu düşünüyorum. ACE of M.I.C.E. gibi sektörü her açıdan değerlendiren ve markalarla hizmet verenleri bir araya getiren bir organizasyon sayesinde sektör daha da gelişecek, büyüyecek ve standartları yükseltecektir.

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?
Etkinlikler beni her zaman heyecanlandırmıştır. Artık ana işimin bir parçası olarak değil, ana işim etkinliklerin bir parçası olduğu için çok mutluyum.