FabricHouse: Yeni Nesil Yaratıcı İletişim Ajansı

MICE sektörünün en yaratıcı ajanslarından biri olan ve sektörün tüm dinamiklerine hizmet veren FabricHouse’un Kurucu Ortağı Arda Büyükkoyuncu’yla keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

Bize kendinizden ve iş hayatınızdan bahseder misiniz?

27 senedir bu sektörün içerisindeyim. 19 sene boyunca reklam ve iletişim üzerine çalıştım, kreatif direktörlük yaptım. Tamamen tasarım ve yaratıcı fikirler üzerine yoğunlaştım. İletişimin birçok sürecine cevap verebilecek farklı eğitimlerle; kendimi daha yukarıya taşıyacak bir profil yarattım diyebilirim. Son 9 senedir ise dinamiklerinin çok daha kuvvetli olması sebebiyle etkinlik sektörüne yöneldim. Etkinlik sektörü canlı yayın gibi, uzun süre çalışıp emek veriyorsunuz ve bir günde her şey olup bitiyor. Hata payının hiç olmadığı bir iş ve asıl işe heyecan katan şey de tam olarak bu. Bundan 11 sene önce, ortağım ve aynı zamanda çocukluk arkadaşım Tufan Yakuboğlu ile karşılaştık ve birlikte çalışmaya başladığımız bir sürecin içerisine girdik. Kendi alanlarında uzman iki kişinin bir araya geldiği bir platform yaratmayı hayal ettik. Tufan’ın turizm ve etkinlik sektöründe, benim ise reklam ve tanıtım sektöründe sahip olduğumuz deneyimleri birleştirdik. Operasyon ve etkinlik tarafını Tufan geliştirdi, ben de tasarım ve kreatif tarafa odaklandım ve bu şekilde 3,5 sene içerisinde bize gerçekten ivme kazandıran bir sürecin içerisine girmiş olduk.

FabricHouse Ekibi

Firmanızın yapısından bahseder misiniz? İş bölümü ve operasyon kısımları nasıl ilerliyor?

Biz Tufan’la FabricHouse’u kurarken burayı herkese açık bir platform olarak hayal ettik. Burası sadece bizim değil, herkesin yeri. Tüm çalışma arkadaşlarımız bu platformu kendilerinin gibi görerek destek veriyor ve bizler de bu yapının gelişimi için doğru adımları atmaya gayret gösteriyoruz. Bugünkü başarımızda şüphesiz ekibimizin önemi ve değeri bizim için çok büyük.

FabricHouse, etkinlik sektörünün dinamiklerini kendi içerisinde geliştirmeye çalışan bir misyona sahip. Müşterilerimiz bizi “yeni nesil yaratıcı iletişim ajansı” olarak tanımlıyor. 360 derece entegre iletişimi benimseyen bir yaklaşım sergiliyoruz.  Ajans kurulduğu gün itibariyle tasarımı ve kreatif düşünceyi ön plana alarak hareket etmeye başladı. İlk başlarda ekip içerisinde operasyon ekibinden sayıca fazla kreatif çalışanımız vardı. Bu da kademe kademe bize doğru sonucu göstermeye başladı. Markaların pazarlama stratejileri doğrultusunda öncelikli olarak iletişim stratejilerini oluşturuyoruz ve mevcut iletişim stratejisine entegre olabilecek yol haritasını belirliyoruz. Akabinde ise firmanın pazarlama ve iletişim stratejisi ile uyumlu, verilen brief’e tüm yönleriyle cevap verebilecek bir etkinlik stratejisi kurguluyoruz. Biz aslında büyük bir atölye yarattık ve etkinliğin farklı dinamiklerine hizmet verebilecek yetkinlikte bir operasyon kadromuz mevcut. Stratejistlerimiz, tasarımın birçok disiplininden oluşan tasarım kadromuz ve içerik uzmanlarımız da dahil olmak üzere, sürecin bütün kurgusuna cevap verebilecek in-house bir yapımız var. Bize gelen brief’in ilk aşamasından, projenin tamamlanma ânına kadar ki tüm süreci; tasarlıyor, içeriğini oluşturuyor, uyguluyor ve yönetiyoruz.

Firmanız MICE sektörüne ne tür hizmetler sunuyor?

Firma ilk kurulduğu günlerde kendi skalasını dar tutmaya çalıştı. Gelişen ekip ve müşteri profiliyle dinamiklerimiz de haliyle zaman içerisinde değişti. 3,5 yıllık bu yolculukta şu an sektörün her talebine cevap verebilecek bir altyapımız var. Etkinlik tasarımı tarafına ciddi bir yatırım yapıyoruz. Bununla ilgili “Tasarım Merkezi” oluşturmak adına bir başvuru sürecine girdik. Mimari tasarımdan grafik tasarıma, post prodüksiyondan animasyona, tüm süreçleri kendi içerisinde yürütebilen, tasarımın birçok disiplinine cevap veren ve farklı etkinlik türlerini yönetebilme uzmanlığına sahip bir kadromuz var. Bu sebeple markaların yanı sıra, MICE sektörünün tüm oyuncularına hizmet verebiliyoruz.

Tufan Yakuboğlu, Berna Akşit Yakuboğlu, Beyza Akşit, Arda Büyükkoyuncu

Firmanızın Türkiye MICE sektörü içerisindeki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ekibimizin altyapısı ve donanımı gerçekten çok kuvvetli. İnsan kaynaklarına yapılan yatırımı önemsiyoruz. Yetişmiş elemanlarla çalışmak ve profesyonel kadronun oluşması için gerekli donanımı ve altyapıyı kurgulamış durumdayız. 3,5 senelik bir firmayız, ancak çok eskiden beri birlikte çalışan bir ekibi yeniden bir araya getirdik. Yılların getirmiş olduğu tecrübe ve birikimi harmanladık ve yeni jenerasyona bir fırsat sunmuş olduk. FabricHouse şu an nerede sorusunun cevabı; “tüm bu heyecanın patladığı yerdeyiz”. Heyecanla çalışıyoruz, çok iyi projeler yaratmak istiyoruz ve yarattığımız projelerin gerçekten ses getirmesini arzuluyoruz. Bizim hayallerimize ve heyecanımıza ekibimizdeki herkesin aynı duyguyla sahip çıkıyor olması bizim için çok değerli. Bizler tiyatro oyuncusu gibiyiz. Bize verilen rol ne ise o role bürünüyoruz. Doğru senaryoyu yazmamız, oyun dinamiğini oluşturmamız ve buna göre de alkış alabilecek yerleri belirlememiz gerekiyor. Bunları bir araya getirdiğiniz zaman gişe rekoru kırabiliyorsunuz. Biz önce sorunu, eksikleri ve geliştirilmesi gereken yönleri tespit ediyoruz, çözüm yollarını masaya yatırıp bu kanalları nasıl doğru değerlendireceğimize bakıyoruz. Projenin tüm parçalarını bir araya getirip, yönetebileceğimiz aşamaya getiriyoruz. Aşılması gereken engelleri tespit edip sonuca odaklandığınızda ve buna uygun programı oluşturduğunuzda beklenen sonuç ve başarı da beraberinde geliyor. Bu yaklaşım geçen yıl bize ACE of M.I.C.E. Awards’da “En İyi Çıkış Yapan Etkinlik/Toplantı Yönetimi Firması Ödülü”nü getirdi.

Türkiye MICE sektörünün gelişimini nasıl görüyorsunuz? Sektörün daha ileriye gitmesi için neler yapılmalı?

Masada duran kalemden bilgisayara kadar etrafımızda gördüğümüz her şey bizlerin potansiyel müşterisi aslında. Türkiye’nin ekonomik durumundaki hareketlilik her şeyi etkiliyor ancak MICE sektöründe farklı bir durum var. MICE sektörü kabuk değiştiriyor. Yaratıcı süreçler ön plana çıkmaya başladı, firmalar buna uyum sağlamak zorunda kaldı ve artık farklı kurumlar birbirileriyle entegre çalışmak zorunda. Bu aslında bizi çok rahatlatıyor çünkü bizler için daha fazla proje üretmeye zemin hazırlayabilecek bir altyapı hazırlanıyor. MICE sektörünün değiştirmiş olduğu bu kabuk ve buna uyum sağlayan tüm firmalar geleceğin tohumlarını atıyor bir nevi. TETKİD’in buradaki rolü oldukça büyük, böyle bir derneğin kurulmasını çok yerinde buluyorum. Bugüne kadar kaybedilmiş olan uluslararası projelerin Türkiye’ye gelmesi için verilen çaba çok önemli. Bu noktada yalnız bırakılmaması gereken bir oluşum. ACE of M.I.C.E. da aynı şekilde Türkiye MICE sektörü için önemli adımlar atıyor. ACE of M.I.C.E. sektörün tüm dinamiklerinin bir araya gelebilmesi için oluşturulmuş bir platform. Atılan her adım bu dinamiklerin dışarıya doğru yansımasını sağlayabilecek altyapıyı oluşturuyor. Kurumlar ve firmalar tek tek çalışabilir ancak birlikle çalışabilecek bir altyapıya da sahipler. ACE of M.I.C.E. ve TETKİD bu açıdan çok önemli.  Sektördeki gelişim, donanım anlamında iyiye doğru gidiyor ancak tanıtıma yönelik projelerde çok ciddi desteğe ihtiyaç var. MICE sektörünün içinde bulunan kurumların varlığı, bizlerin dik durması ve proje üretmesi çok önemli. Dünya bizi ancak bu şekilde görüp potansiyelimizi anlayabilecek.

 

Tufan Yakuboğlu, Arda Büyükkoyuncu

2018 sizin için nasıl geçiyor, 2019 yılı hedefleriniz ve beklentileriniz neler?

2018 bizim için güzel geçen bir yıldı. Bugüne kadar ektiğimiz her şeyin hasadını aldığımız bir sürecin içerisindeyiz. Bu durumun devamlılığını sağlamak için çabalayacağız ancak yeni yatırımlara ve projelere yüzümüzü dönmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki 2 senelik ve 5 senelik planlarımızı çıkarmış durumdayız. Sektör içerisinde farklı yatırımlar yapıyoruz. İzmir’de Aralık ayı itibariyle bir şubemiz açıldı, o bölgenin dinamiklerine cevap veriyoruz. Bu bizim için güzel bir adım oldu. Oraya olan konsantrasyonumuzu arttırarak yolumuza devam edeceğiz. Teknoloji yatırımlarımız var ve onlar üzerine çalışıyoruz. Tasarım merkezi başvurumuzla, sadece Türkiye’ye değil dünyanın her yerine hizmet verebilecek bir network altyapısının üzerinde çalışıyoruz. Yurtdışı atılımlarımız mevcut. Yakın zamanda duyuracağımız yeni iki girişimimiz daha olacak. Biz sadece Türkiye’nin oyuncusu değil, dünya oyuncusu olma heyecanına ve hevesine sahibiz. Çok ütopik gelebilir ancak gün sonunda bizler hayal satan insanlarız. Biz de, ekibimiz de bunun gerçekleşeceğine inanıyoruz.

ACE of M.I.C.E. Exhibition by Turkish Airlines ve ACE of M.I.C.E. Awards hakkındaki görüşleriniz neler?

Fuarın yarattığı en büyük etki, kurumların ve firmaların bireysel olarak var olabilmelerinin yanı sıra birlikte çalışabildiklerini de göstermesi. Uluslararası platformlarda kaybettiğimiz payı yakalayabilmek adına bu fuarın fotoğrafının çok güzel olması gerekiyor. Bu sene önemli adımlar atılıyor, biz de sonuna kadar bu adımların arkasındayız. Sektör içerisindeki diğer dinamiklerin de bu fuara entegre olması gerekiyor. Uluslararası başarısını dünyaya ifade etmemiz gerekiyor. Biz, hizmet sektöründe dünyaya parmakla gösterilebilecek know-how’a sahip bir ülkeyiz. ACE of M.I.C.E hem sektör temsilcileri hem de ülkemiz için çok değerli projelerden bir tanesi. Sektörün içerisinde kendisinin bir yeri olduğuna inanan her firmanın bu fuarı desteklemesi gerekiyor. Ödüle gelecek olursak, Türkiye’de etkinlik sektöründe yapılan işlerin başarılarının ödüllendirildiği bir yarışma yoktu. Bu organizasyon, bizlerin başarı algısının ve motivasyonunun doğabilmesi için en önemli kanallardan bir tanesi. Biz fuar tarafındaki desteği ödül törenine de veriyoruz. Türkiye’de sektör ekonomisinin gelişmesi ve hizmet kalitesinin iyileşmesi adına bu iki organizasyon da Türkiye’nin en temel tanıtım projeleri arasında.

İş dışında neler yapmaktan hoşlanıyorsunuz?

Bu yaratıcı süreçlerin içerisinde sürekli var olabilmek için taze bir beyne ihtiyacınız var. Sualtı dünyası benim için en rahatlatıcı noktalardan biri. 1990 yılından bu yana dalış sporuyla ilgileniyorum, hatta bir dönem federasyon görevlisiydim. Aynı zamanda dalış eğitmeniyim. Müzikle ilgileniyorum ve enstrüman altyapım var. Şu sıralar en büyük eğlencem, 23 aylık oğlum Aren. Eşimle onu anlamaya ve öğrenmeye çalışıyoruz. Var olan tüm hobilerimiz onun hobileri oldu ve hayatım onun etrafında dönüyor diyebilirim. İşim gereği sürekli okumak zorundayım, bundan dolayı da kendimi besleyebilecek her türlü kaynağı okuyorum. Her zaman ve her yaşta öğrenecek çok şeyimiz olduğunu biliyorum. Outdoor sporlarına merakım var, babalar-oğullar olarak bir ekibimiz var ve birlikte düzenli aralıklarla kamp yapıyoruz.