MICE Haritası Genişliyor: event:co İle Tanışın!

Türkiye’de, büyük şehirler dışında MICE sektörünün gelişmiş olduğunu söyleyebilmek, ne yazık ki pek mümkün değil. Ancak bu durumun değişmeye başladığını düşünmemize sebep olan girişimler de oluyor. Denizli’den İstanbul’a yüksek lisans eğitimi için gelen ve mesleki kariyerine de bu şehirde başlayan Sinem Kar ve Denizli’ye dönerek başlattığı girişim event:co bunun en güzel örneklerinden.

Sektörün, küçük büyük demeden ülkenin tüm birimlerinin katılımıyla büyüyebileceğine inandığımız için event:co’nun çok önemli bir girişim olduğunu düşünüyoruz. event:co gibi çözüm ortakları, Denizli gibi şehirlerin, MICE profesyonellerinin haritalarına eklenmesini sağlıyor.

Öte yandan yeni girişimler her zaman dinlemesi keyifli hikayeleri de beraberinde getiriyor. Sinem Kar ile event:co’yu, Denizli’yi ve MICE sektörünü konuştuk…

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Pamukkale Üniversitesi Rekreasyon Bölümü’nden mezun olduktan sonra yüksek lisans için İstanbul’a geldim. Marmara Üniversitesi’nde Spor Yöneticiliği Yüksek Lisansı yaptım. Bu süreçte Medipol Üniversitesi’nde misafir hoca olarak iki yıl boyunca derslere de girdim. Spor A.Ş.’de organizasyon biriminde görev aldım. Burada proje lideri olduğum ve lansmanını gerçekleştirdiğimiz İstanbul Spor Envanteri’ni yazdım. İstanbul Spor Envanteri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan, İstanbul’daki tüm spor tesislerinin, spor salonlarının, futbol sahalarının, tenis kortlarının ve sporcu bilgilerinin ve İBB’nin spor yatırımlarının yer aldığı bir envanter. Ardından spor sektöründe yer alan farklı kurumlarda uzman ve yönetici olarak çeşitli görevler aldım. Ardından BoogyTheEventCompany ‘de İş Geliştirme Uzmanı olarak 2 seneye yakın bir çalışma sürecim oldu. Son olarak da event:co ile birlikte yaklaşık 8 ay önce Denizli’de yeni bir maceraya atıldım.

 

event:co’nun ortaya çıkış sürecinden de bahsedebilir misiniz?

Akademik hayatım boyunca sürekli olarak farklı organizasyonların içerisinde yer aldım. Boogy’de çalıştığım sürede sektörel tecrübemi ciddi anlamda büyüttüm. Bu süreçte İstanbul’un yorucu bir şehir olması gerçeğini de tecrübe ettim tabi. Tam da memleketim olan Denizli’ye dönme fikrim iyice güçlenirken, bölgenin en büyük reklam ajansı Marco Visa’nın başkanlığını yapan arkadaşım Alper Şahin bir ortaklık teklifinde bulundu. Birlikte 10 ay kadar güzel işlere imza attık. Aralık ayı itibarıyla da  event:co’yu hayata geçirdim diyebilirim.

 

Hayırlı olsun diyelim o zaman… Peki, event:co henüz çok yeni bir şirket. Geride kalan etkinlikler nasıl geçti? Kısa vadede hedeflerinizi nasıl şekillendirdi?

event:co olarak faaliyetlerimize, 2017’nin Şubat ayında başladık. Sanayinin gelişmiş olduğu bir şehir olduğundan dolayı kurumsal firmalar çok fazla,  yapılan etkinliklerin her birinin prestij olduğunun herkes bilincinde. Bu sebepten şehrin önde gelenleri tarafından dolayı şehre değer katacak etkinlikler sık sık düzenlenmekte. Bu minvalde ilk etkinliğimiz bir ödül töreniydi. Eksi bir bütçeyle gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik oldukça beğenildi ve çok olumlu bir etki bıraktı. Bu etkinlikten sonra Bakanlığın içinde yer aldığı etkinlikler, oda etkinlikleri, açılışlar, galalar ve lansmanlar üst üste geldi. Hepsi de çok keyifli bir şekilde son buldu diyebiliriz. Bütün bunların yanında yaptığım fuar stantları da event:co’ya artı bir değer kattı. Yola çıkarken belirlediğimiz 6 aylık hedef ciromuza, 3. ayın sonunda ulaşmış durumdaydık. Yerelde yer alan ve kurumsal organizasyonlar yapan bir şirket için çok iyi bir başlangıç yaptık diyebilirim.

Şehirde gerçekleştirdiğim bu organizasyonların yanı sıra İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara firmalarının Denizli’de yapacağı etkinliklere,operasyonel ve tedarik anlamında katkıda bulunmayı istiyorum. Bölgeyi bilmemek etkinlik düzenleyen firmalar için ciddi bir dezavantaj oluşturuyor. Bu noktada bölgeyi tanıyan bir organizasyon firması olarak event:co, özellikle tedarik sürecinde ciddi bir çözüm sunmuş oluyor. Küçük şehirlerdeki tedarikçilere güvenemiyorlar ister istemez. İstanbul’dan 60-70 metrekare bir podyumu getirmek yerine, etkinlik ihtiyaçlarını yakın şehirlerden çözmek yerine Denizli’de bu işi çözmek hem zaman hem de bütçe olarak fayda sağlayacaktır diye düşünüyorum. Birkaç firmayla olan görüşmemde de, “Sizden haberimiz olsaydı, sizinle çözüm ortaklığına gidip bu işi çok daha kolay yürütebilirdik” gibi tepkiler aldım.

 

Büyük şehirler dışında bir organizasyon şirketisiniz. Denizli’de yaşadığınız ilginç deneyimler var mı? Neler söyleyebilirsiniz?

Küçük yerlerde tedarikçi sayıları az olduğu için biraz tedarikçinin keyfine göre hareket etme durumunuz oluyor. Bir de Ege insanının biraz rahat olduğunu düşünürsek çektiğim zorluğu siz düşünün. Bölgedeki organizasyon firmalarının çoğu düğün organizasyonu yapan firmalar. Kurumsal etkinlik dediğimiz dünyada içeriği dolduran firmalar maalesef yok ve tedarikçilerde buna alışık değiller.  Başlangıçta ben ciddi anlamda zorluklar yaşadım. Örneğin; akşam 900 kişilik akışın yoğun olduğu ve üst düzey katılımcıların olduğu bir yemek düzenledim, etkinlikte ciddi anlamda bir akış, operasyon var. Ödüller verilecek, sahne var ve prova yapmamız lazım ama ses-ışık tedarikçimden “Ne gerek var provaya?” tepkisiyle karşılaştığım anda, “Ben nereye düştüm?” de dedim kendime. Bu tepkiler tekrar tekrar geldikçe ben de tedarikçilerle ciddi toplantılar gerçekleştirdim. Bir şekilde tedarikçilerle bir düzen oluşturdum ve şu anda artık sorunsuz olarak işliyor bu düzen.

Yine tedarikçiler aslında etkinliklerin büyüklüğünü ve içeriğini gördükçe led ekranlara, dekorasyon ürünlerine, cateringe yatırımda yapmaya başladılar. Bu yatırımlar aslında bölgede etkinliklerin yoğun bir şekilde yapıldığını gösteriyor.

 

Son olarak, iş hayatı dışında neler yapıyorsunuz? Denizli’de sosyal hayatınız nasıl?

Aslına bakarsanız İstanbul’a göre Denizli’de kendime ve çevreme daha çok vakit ayırabiliyorum. Çok yoğun çalışsam da kendime vakit ayıracak fırsatı bulabiliyorum çünkü trafik yok. Denizli’de olduğumuz yere yakın, 2 tane kayak merkezi var. Kış aylarında, haftasonları bu merkezlere gidiyorum ve ‘snowboard’ yapıyorum. Yaz döneminde ise Ege’de yaşamanın avantajını kullanıyorum. Bunun dışında tenis, yüzme ve kitap okumak yapmayı sevdiğim şeyler arasında. Düşündüğünüzde etkinlik sektöründe iseniz İstanbul’da bunu sağlamak çok zor.

 

Keyifli sohbetiniz için teşekkür ederiz. Umuyoruz Denizli’ye getirdiğiniz bu yeni soluk, uzun vadede bölgeye olumlu etkilerini arttırarak devam eder.

Hem iyi dilekleriniz hem de sohbetiniz için ben de teşekkür ederim.